 | ''Maske düştü, yüz gözüktü...'' |
Yaramaz çocuklar gibiyiz. Aşkı bir oyun sevgiliyi de bir oyuncak gibi görüyoruz. Oyunu başlatmak için, oyuncağımızı elde etmek adına yapamayacağımız şey yoktur herhalde. Yüzümüze bir maske takıp, kendimizden çıkıyor ve başka bir kişiliğe bürünüyoruz. Oyuncağı elde edene kadar bütün güzel ''en'leri kendimize adıyoruz. En iyi, en merhametli, en aşık, en romantik, en komik, en duygusal, oluveriyoruz bir anda. Sonunda oyuncağımızı kazanıyor ve oyunumuza başlıyoruz.
İlk günler büyük bir hevesle elde ettiğimiz oyuncağımızı kırmamak adına maskemizi terlemek pahasına çıkartmıyoruz. ''En'' nazik olup, oyuncağımıza gözümüz gibi bakıyoruz. Günler geçtikçe yorulmaya başladığımızı hissediyoruz. ''En'' olmadığımız halde ''En''lere bürünmek sıkıcı gelmeye başlıyor ve sonunda o çok sevdiğimiz oyuncağımızı hoyratça fırlatıp atıyoruz. Bir yeri çatlamış mı, kırılmış mı umrumuzda bile olmuyor ve sonra yeni bir oyuncak için aynı maskeyi takmaya devam ediyoruz. Yeniden bunalıyor, hevesimizi aldıktan sonra diğer oyuncağımıza yaptığımız gibi kırıp, döküyoruz.
Ve bir gün roller değişiyor, ne olduğunu anlamadan oyuncak olan taraf biz oluyoruz. Tamiri imkansız bir şekilde kırılıp, işe yaramaz oyuncaklar arasına kaldırılıyoruz. Bütün bu sıkıcı oyunların içinde Yaradan'ın bize bahşettiği aşk hissiyatından yoksun yenilgiler ve pişmanlıklarla hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz.
Halbuki, önce kendimizi sevmeyi başarsak ve sonrasında da karşı tarafın bizi olduğumuz gibi görmesine izin versek daha kolay ve daha asil yaşamayacak mıyız sevdamızı.
Ha oyuncu olmuşsun, ha oyuncak ne farkeder, her iki şekilde de bir köşeye atılmıyor musun sonunda...
Bütün bunları neden mi yazıyorum...Çünkü sürekli aşktan yana mağdur olmuş insanlarla karşılaşıyorum ve hep aynı şeyleri duyuyorum. ''Artık çok değişti, ihanete uğradım, meğer bana yalanlar söyleyip durmuş, onu hiç tanıyamamışım...'' Bu ve buna benzer cümlelerle kirlenip duruyor sevdalarımız.
Şimdi dönüp bakın geçmişinize ilk aşkda olduğu kadar yanıyor mu son aşklarınızda canınız? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Yanmasına imkan da yok zaten, çünkü ilk aşkın masumiyetini taşıyacak kadar temizdeğil artık gönüllerimiz. Kirlendik...
Her gelen giderken, bir parçamızı da alıp götürdü bizden. Biri geldi masumiyetimizi çaldı, diğeri gelip güvenimizi aldı. Mutsuzluksa bize kaldı..
Aşkın, bir oyundan daha çok şey ifade ettiğini anlayabilseydik eğer inanın bana şimdi olduğundan daha çok tebessüm eden yüzler görürdük etrafımızda...
(Mehmet Coşkundeniz'in ''Oyun Değildir Aşk'' adlı yazısına nazire olarak yazdım) |
8 466 27.07.2010 13:09 |
|
| 8 Yorum |
| cihan akcay |  | | | formül...
SaNIRIM 21.YÜZYILIN kanama sebepLERindEN Biri...
Her seye format cekmek.her seyi formülize etmek...muTsuz musun?
Sorun dEGiL VERELim bir formül...
MeLANKOLizme buLASTIM,AL Bir formüL DAHA...
Oysa biz bir kavrami sorguLARsak o kavraMIN KAtiLi biz oLURUZ!
AsLOLan KavRAMIN Dibindeki anLAMDIR,Onu icseLLESTirmek,öNEMLi olan bu...
FormüLSÜZ GÜNLER DiLiyorum! |  | |
|
| |
| begüm |  | | | | Yine çok doğru şeyler yazmışsınız. Bütün söylediklerinize katılıyorum. Peki ne bana söyleyebilir misiniz maske takanlarla takmayanları nasıl ayırt edeceğiz? Kim doğru kim yanlış nereden bileceğiz? Herkese acaba mı gözüyle bakmaktan acaba olmayanları bile kaçırabiliyoruz. Deneme yanılma yöntemlerinde bile çoğu zaman üzülüyouz. Aşk=acı |  | |
|
| |
| şermin |  | | | | Haklı olmak gerçekleri değiştirmiyor işte. Takıp takıştırılıyor bu maskeler. İki oynaştan sonrada çıkartılıyor. Kime güveneceğimizi şaşırdık. En iyisi hepimiz maskelenelim. |  | |
|
| |
| destina |  | | | Neden bukadar öfkelisiniz anlamıyorum. Bu denli sert çıkışlar nedendir?
Özellikle takip etmiyorum ama okuduğum zaman hep bir öfkeyle karşı karşıya kalıyorum.
Aşkın güzel olanı, gerçek olanı da var. Bunlardan da bahsedin. Bazı aşklar maske takmayı gerektirmeyecek kadar gerçek. |  | |
|
| |
| metin altınkum |  | | | | Haklısın Aytaç kardeşim hayatta iyi yoktur iylikler vardır. Peki bizler nekadar iylik yapabiliyoruz acba? Yine keskin dilinizle sessizliğimize ses olmuşsunuz Tuğba Hanım'cığım.Ağzınıza yüreğinize kaleminize sağlık. |  | |
|
| |
| AYTAÇ ÖZER |  | | | | GENE MÜTİŞ Bİ YAZI YAŞMIŞIN....PEKİ BU MASKELERİ TAKMADAN AŞK BAŞLAYABİLİRMİ SENCE????HERKES BU MASKEYİ TAKIYO KARDEŞİM.MASKIN LASTİĞİ GEVŞEYİN CE DÜŞÜYO....HAYATI BEN ZATEN Bİ MASKELİ BALOYA BENZETİRİM HEP....UNUTMAKI İYİ YOKTUR İYİLİK VARDIRR... |  | |
|
| |
| maskesiz |  | | | | Bu kadar yüzümüze vurmak zorundamıydınız gerçekleri. Bazılarımız aşkın değerini hala biliyor. Maskeyi takmayanlarda mutluluğu buluyor. Maskelere inat çıplak yüz aşkı aramaya devam edeceğim ve biliyorum bir gün karşıma maskesiz bir erkek çıkıp haydi kaz dağlarına gidiyoruz diyecek:) |  | |
|
| |
| Dilek GÜÇ |  | | | | üç harf sadece üç ..A-Ş-K ..kısacık ,çoğu zaman sancılı ,vurdumduymaz, asilce yaşanılası, acımasız ...hayat gibi;akışkan,süresiz doyumlu ,berrak ,saf; su gibi ..bulutlu yağmurlu, binbir renkli, gökgürültülü ; hava gibi ; yaşam kokulu, verimli ,üretken ;toprak gibi..yakıcı öldürücü ısıtıcı ,ateş gibi ..ne de karmaşık ne de çetrefilli oysa sadece üç harf ... A-Ş-K ... |  | |
|
| |