 | "ÖNCE İNSAN OL, SONRA GAZETECİ" |
Geçtiğimiz Cumartesi günü gazeteleri okurken gözüm Hüriyet'in haftasonu ekinde yazan Sibel Arna'nın köşesine takıldı.Aslında dün yazacaktım ama işten güçten vakit olmadı.
Yazıyı okurken hem onun, hemde ona o sayfayı verenlerin bol bol kulaklarını çınlattım. Sibel Arna'yı biraz tanıtayım ilkönce size. 1 yıl önce hani şu sushi kralı ile evlenip cebi para gören zaman içinde yazılarıyla insanlıktan yavaş yavaş uzaklaşan gazeteci( Burayı biraz sorgulamak lazım. Çünkü gazeteci yaptığı işten dolayı daha duyarlı ve hassas olandır bana göre). Dün köşesinde yazdıklarını özet geçmeden olmaz.
Sibel Arna yakın arkadaş grubuyla 34 metrelik, 8 kamaralık tekneyle mavi tura çıkıyor. Çıkarken yanında 9 aylık bebeğini ve onun bakıcısı Hanife hanımıda götürüyor. Ama zavallı Sibel Arna tatil boyunca teleme peyniri gibi dolaşıyor. Çünkü bebeğiyle ilgilenmekten şöyle serin sulara dalamıyor, yayılıp güneşe karşı yatamıyor.Çünkü oğlu Rüzgar sürekli arkasıdan gelmek istiyor.Bakıcı Hanife hanımsa belki hayatında ilkkez böyle bir mavi tura çıkmış. Yüzme bilmediği halde denize girmenin hayalini kurması ve 'Keşke çocuklarım ve kocamda bu güzellikleri görseydi' demesi Sibel Arna'yı çileden çıkarıyor. Çünkü böyle hayalleri kurmak ve dile getirmek sadece parası ve imkanı olanların hakkı ona göre. Çünkü Hanife Hanımın tek işi oğlu Rüzgar'ı mutlu etmek. Eğer oğlu mutluysa Hanife hanım aldığı parayı hak etmiş oluyor. Oğlunun ve kocasının bu güzellikleri görmesini arzu ettiğini söylemesi ve haddini bilmediği için Hanife hanımı sınıfta bırakıyor. Yazının başıyla sonu birbiriyle hiç örtüşmüyor. Yazının başında " Rüzgar hep peşimdeydi, sürekli arkamdan geldi ve ağladı" derken sonlara doğru " Hanife hanım oğlumu kucaklayıp peşimde dolaştı" diyor. Yani kendiyle çelişiyor. Kadıncağınız denize imrenerek bakmasını, çocukların ve eşininde bu güzellikleri yaşamasını istemesini 'İNSAN' oluşuna bağlıyor. Hatta o kadar abartıyor ki " Eminim kamaradaki aynaya her baktığında acaba yüzüm yanmış mı diye kontrol ediyor. Ama tabii ki abartmaması, çalıştığını unutmaması gerek" sözleriyle aralarındaki para ve güç farkını ortaya koyuyor. Bu yazıyı okurken hem gözlerim doldu, hemde kendimi Hanife Hanım'ın yerine koydum. Sevgili Sibel Arna hani sende üzerine basa basa yazmışsın ya "O DA İNSAN" diye, merak ediyorum acaba sen 'İNSANLIĞINI' hangi limanda bıraktın. Para, pul, tekneler, yatlar, katlar, bir ateşe,bir depreme, bir sele bakar. Senin yazdıklarını okuyunca seninle "İNSAN" vasfını paylaşmaktan utandım. Hürriyet gibi büyük bir gazetede kendini bilmez, sonradan görme, insanlıktan nasibini almamış, hergün bir sürü gazete okuyup insan hikayelerinin bu kadar içinde olan herşeyden önce 'Anne' olmuş birinin bu satırları nasıl yazabildiğine aklım ermedi. Yinede kötü düşünmek istemiyorum. Belkide sürekli teknede oturduğun için deniz tutmuş, güneş çarpmıştır. |
3 2348 15.06.2010 0:22 |
|
| 3 Yorum |
| jijane |  | | | | ve elbette tokat atmamak ya da o sebeplerle kovmamak insanlık demek değildir tabi ki ama inanın artık çalışanların çoğu burunlarından da kıl aldırmıyorlar hani ...insan çalıştırmak çok zor hem kırmadan hem tepene çıkarmadan ,,iyi niyetlisi olanda çok az denilebilir, yaşayan bilir ...insanları yatları hanları katları var diye sınıflandırmasak sanki suçmuş gibi bunlara sahip olmak ya da ayıpmış gibi sahip olmamak ....seldi depremdi afetti kimlere gelir onu Allah bilir ... |  | |
|
| |
| jijane |  | | | | meslektaşınıza mı yoksa herhangi bir vatandaşa mı bu yazı ; yanında çalışan insan ile olan ilişkisini ve o atmosferi yaşayan o kişinin kendsidir bence muhalefet olsun diye yazmıyorum ya da savunuculukda yapmıyorum ama hakaret etmemiş işten kovmamış ya da tokat atmamış eleştirinin dozunu biraz kaçırmış gibisiniz ardından gelen yorum da yazının amacını saptırıyor hürriyet gazetesi almayın mı ilan vermeyin mi bu gazeteye o kişiyi kovsunlar mı ????!!!!!!!! |  | |
|
| |
| vatandas ali |  | | | | Sibel Arna (veya yazısını kontrol etmeyen editörü) kovulana dek Hürriyet gazetesi almayın; Hürriyet'e ilan vermeyin. Ancak tepkinizi verirseniz gazete kendini düzeltme ihtiyacı duyar. |  | |
|
| |